Alerjik Rinit Tanısı Nasıl Koyulur?
Alerjik rinit tanısı tipik semptomların hikayesi ile tanı testleri arasındaki uyuma bağlıdır. Tanıda alerji testleri önem taşır. Ancak, tanı koymak için tek başına yeterli değildir.
Pozitif test, klinik öykü ile mutlaka desteklenmeli ve uyumlu olmalıdır. Bazı durumlarda test sonucu negatif ise öykü ve semptomlar şiddetle alerjik riniti destekliyorsa hastaya provokasyon testleri yapılarak tanıyı desteklemek gerekir.
Hastanın öyküsünde ana semptomlar olan hapşırık, burun akıntısı, kaşıntı ve burun tıkanıklığı bulunması bizi tanıya yaklaştırır. Fizik muayene de Alerjik rinitli hastalarda konkalar ödemli, soluk, morumsu olarak izlenir. Her iki nazal kavitede seröz akıntı mevcuttur.
Hastalarda burundaki kaşıntı ve akıntıya bağlı olarak devamlı burun ucunu yukarı doğru sıvazlama (alerjik selam) sonucu gelişen, supratip çizgisi (burun ucunun hemen üzerinde yatay çizgi) izlenebilir. Burun tıkanıklığı nedeniyle ağız solunumu sıktır.
Venöz staza bağlı alt göz kapağı altında hemosiderin birikmesine bağlı olarak koyulaşma izlenebilir (alerjik şhiner). Müller adelesinin devamlı spazmına bağlı olarak, alt göz kapağında yatay çizgiler (Dennie-Morgan çizgileri) görülebilir.
Konjunktival hiperemi, gözyaşı salgısında artış, tarsal konjuktivada papiller hipertrofi olabilir. Alerjik rinitli hastalarda tonsillerde hipertrofi ve farinks arka duvarında lenfoid hipertrofiye bağlı kaldırım taşı manzarası saptanabilir. Alerjik rinitli hastalarda adenoid vegetasyon görülme sıklığı yaklaşık iki kat daha fazladır.
Alerjik rinitin ileri tanısında kullanılan testler, cilt testleri, nazal provokasyon testleri, laboratuvar testleri ve nazal yaymadır. En sık olarak kullanılan test, basit, ucuz, kolay uygulanır ve güvenilir olması gibi avantajları nedeniyle prick (delme) testidir.
Eğer hastalar derinin cevabını azaltacak ilaçlar alıyorsa, herhangi bir deri hastalığı varsa, test yapılan kişide anaflaksi riski varsa veya hasta deri testine koopere olamıyorsa, kanda serum spesifik IgE ölçümü yapılabilir. Alerjik hastaların yaklaşık %50 sinde total Ig E ölçümü normal olabilir. Total IgE miktarı yüksek olup hasta da atopi olmayabilir. Total IgE seviyesi viral enfeksiyonlarda, sigara içenlerde, lenfomada ve parasitozda artar. Yapılan çalışmalarda Total Ig E miktarı10 IU/ml’nin altında olduğu durumlarda kişide atopi olma ihtimalinin %33 civarında olduğu, bu değerin 400 IU/mL seviyesinin üzerine çıktığı durumlarda ise atopi oranının %99’a kadar yükseldiği tespit edilmiştir. Nazal yayma da eozinofil miktarının %20 nin üzerinde olması, yada mast hücresi miktarının %3 den fazla olması tanıda alerjik rinit lehine bir bulgudur. Spesifik bir alerjenle yapılan nazal provokasyon testinde direnç de %100’ den fazla artış, 5 den fazla hapşırık ve 0.5 ml’den fazla sekresyon artımı pozitif olarak kabul edilmektedir.
Sonuç olarak; alerjik rinit tanısı koymada genellikle öykü ve fizik inceleme yeterlidir. Tedaviye dirençli hastalarda ya da ayırıcı tanı amacıyla bazı durumlarda ileri incelemeler yapmak gerekebilir.
Prof. Dr. Kemal Uygur’un websitesinden alıntıdır.
http://www.drkemaluygur.com/tr/article/desc/37147/alerjik-rinit-nedir-alerjik.html



